İstanbul’da yürütülen ve Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu’nun kampanya danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün de yargılandığı casusluk davasının üçüncü duruşması başladı. Dava süreci, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu binası önündeki duruşma salonunda gerçekleştiriliyor. Duruşma salonunda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, İmamoğlu’nun ailesinden yakınları, bazı milletvekilleri, parti yöneticileri ve sanıkların yakınları da bulunuyor.
Ekrem İmamoğlu, duruşma başlamadan önce yaptığı konuşmada, diğer duruşmanın başka bir salonda devam ettiğine dikkati çekerek, kendisinin ilk sırada konuşmak ve ardından diğer salona geçmek istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin onayıyla Avukatları aracılığıyla savunmasına başladı. İmamoğlu, son iki yılda yaklaşık 20 davayla mücadele ettiğini ve bu davaların adil yargılanmasını engelleyen hakim değişiklikleriyle karşı karşıya kalındığını dile getirdi. Ayrıca, kendisinin ve yanındaki sanıkların, özellikle Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün de casusluk suçlamalarıyla suçlandığını ifade ederek, bu durumun ülke adına utanç verici olduğunu vurguladı.
İmamoğlu, yaptığı savunmada, kendisine yöneltilen suçlamaların gerçeklikten uzak olduğunu, suçlamalara ilişkin somut deliller olmadığını belirtti. Ayrıca, şunları dile getirdi: “Necati Özkan’dan casus çıkartmak, ülkenin silahlı kuvvetlerinde görev yapmış, kendini memleketine adamış bir insandan casusluk iddiasında bulunmak, gerçekten kabul edilemez. Merdan Yanardağ gibi saygıdeğer bir gazeteciden ve fikir insanından casusluk çıkarmak ya da onun televizyonuna müdahil olmak gibi suçlamalar, vicdanlarımızı sızlatmaktadır.”
Sanıkların talepleri doğrultusunda, siyasal casusluk suçlamasıyla ilgili olarak 15 ile 20 yıl arasında hapis cezaları isteniyor. Önceki duruşmada savcı, delillerin bu suçlamayı desteklediğine karar vererek, tutukluluk halinin devamını talep etmişti. Mahkeme ise, tutuklu sanıkların tutukluluk süresinin uzatılmasına karar vermişti. Olayların nasıl geliştiğine gelince, geçen yıl temmuz ayında Hüseyin Gün’ün ajanlık faaliyetinde bulunduğu, kriptolu telefonlar üzerinden görüşmeler yaptığı ve çeşitli ülkelerde iç karışıklıkları finanse ettiği öne sürülmüştü. İddianameye yansıyan bilgilerde Gün’e ait dijital materyaller, yazışmalar ve ifadeler yer alıyordu. İmamoğlu ise bu davanın siyasi amaçlı olduğunu sürekli dile getiriyor. Aynı zamanda gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanması ve TELE1’e kayyum atanması gibi gelişmeler de, davanın siyasi kaygılar taşıdığına işaret ediliyor. Yanardağ ise savunmasında, davanın suçlamaların gerçekliğiyle ilgisi olmadığını ve masum olduğunu vurguladı. Necati Özkan ise davanın casuslukla alakası bulunmadığını ve suçlamaları reddetti. Hüseyin Gün ise, örgüt yöneticisi olmadığını ve var olduğu iddia edilen örgüte yardımda bulunmadığını belirtti.
